• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Memleket/128087563946334?fref=ts
  • https://twitter.com/cemal_oral

Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 14° 7°
Nurşen Albayrak
nur.albayrak@hotmail.com
ŞİDDETİN KAYNAĞI VE MÜCADELE YOLLARI
26/11/2016

            Merhabalar dostum,Öncelikle ilimizde yaşayan kadınların, şiddeti en az hisseden şanslı kadınlar olduğunu söylemek istiyorum. Hem barışın ve özgürlüğün kentinde yaşadığımız için hem de çağdaş yaşam tarzını benimseyen insanlarla yuva kurabildiğimiz için…

İki bilimsel hatırlatma yaparak konuya gireceğim: Birincisi temel güdü olan Yaşama Güdümüz sürekli tehlike sinyalleri verdiğinden korku-panik-tükenmişlik duyguları içindeyiz. Önce can güvenliği diyecek haldeyiz.İkincisi ünlü psikolog Freud  “İnsanlık için en büyük tehlike, saldırganlık ve cinsellik güdülerinin yüceltilememesi-kontrol edilememesidir” derken çok haklıymış. Ne yazık ki ilkel eğitim yoluyla “saldırganlık” işkenceye ve vahşete,“cinsellik” çocuk ve hayvanlara tecavüze kadar yozlaştırıldı

Toplumsal dayanışma-örgütlü güç çok önemli; sesimizi duyurmak zorundayız. Her türlü ayrımcılığa hep birlikte karşı çıkarak, eşitsizliğe izin vermeyerek bunu başarabiliriz.Bireysel olarak aile-işyeri-sokak üçgeninde fiziksel şiddet görmüş ya da aşağılanmış-iftiraya uğramış-sevgisiz bırakılmış hemcinslerimizi savunup koruyarak işe başlamalıyız.Kariyer yapmak isteyenlerin yanında olmalıyız. Tavrımız kesin olmalı; eşimiz şiddet uyguluyorsa ya öfke kontrolünü öğrenecek ya da terkedilecek, amirimiz şiddete eğilimliyse yasal mercilerin ve yakınlarımızın desteği istenecek, sokakta-komşuda- her yerde tacizci teşhir edilecek… Bunları yapabilmemiz için sağlam özgüven, ekonomik bağımsızlık ve yeni bir hayat kurabilecek yüksek cesaret gerekiyor. Kendimizi sevip saydığımız ve sevdiklerimize iyi davrandığımız sürece, sorunları aşar huzura ulaşırız.Bu arada bizler çocuklarımıza şiddet uygularsak, kızlarımızı kısıtlar oğullarımızı şımartırsakinandırıcı olamayız.Her türlü ayrımcılığın ve şiddetin yok edildiği bir düzen kurana kadar pes etmek yok dostum.



Paylaş | | Yorum Yaz
925 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

MARTIN SONU BAHAR - 02/04/2019
#martınsonubahar… Sosyal medyada etkileyici bir slogan olarak tutup Çağdaş Yaşam isteğimizi pekiştirince umutlarımızın arttığını biliyorsunuz. Şimdi biraz psikolojik değerlendirmeler yapalım
KİŞİLİĞİMİZİN İLİŞKİLERİMİZE ETKİSİ - 02/03/2019
Kendinizi objektif olarak tanıyor musunuz? İnsan ilişkilerinde zorlayıcı taraflarınızı biliyor musunuz? Deneyimlerimi de ekleyerek üç temel gruptan hangisine yakın olduğumuzu ve ne gibi sıkıntılara hazır olmamız gerektiğini sorgulamak istiyorum:
İYİ HİSSETMEMİZİ SAĞLAYAN HORMONLAR - 17/11/2018
Yaşam gittikçe zorlaşıyor, maddi manevi sıkıntılar artıyor. Toplumsal olarak gittikçe geriliyoruz, zihniyet olarak ne yazık ki ortaçağ karanlığındayız.
İNSAN İLİŞKİLERİNDE DOĞRU VE YANLIŞLAR - 22/09/2018
İnsanız, hepimiz bazen özellikle duygusal konularda zorlanırız ve beynimiz kısa devre yapıverir. Ardından, korkular, panik atak, endişeler, kaygı bozuklukları, öfke patlamaları, takıntılar, depresyonlar…
YARGILAMA, ÖNYARGI ve DOĞRU ÜSLUP SORUNU - 03/04/2018
nsanları anlayıp dinlemeden eleştirme, suçlama ve önyargı oluşturarak dışlama beynimizin tuhaf özelliklerindendir. Kusurlu düşünce şemaları yani önceden edindiğimiz deneyimleri hatalı
DOĞRU ZAMAN- DOĞRU YER- DOĞRU KİŞİ MESELESİ - 13/02/2018
Ne zaman ne yapacağımızı, nerede olmamız gerektiğini, kimlere güvenebileceğimizi bilmek iyi ve mutlu hissetmemizi sağlar.
MUTLU OLMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ? - 10/01/2018
Danimarka dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı yer, şu basit mutluluk kurallarıyla(hygge-höge felsefesi) biz de mutlu olmayı deneyebiliriz:
ÖNEMLİ ÖNYARGI ÖRNEKLERİ - 25/02/2017
Önyargılar beynimize yerleşmiş kusurlu düşünce şemalarıdır. Çoğunluğu çocukluk ve ergenlik dönemlerinde yerleşir. Saçma olduğunu bilsek bile kendimize engel olamadığımız hatalı duygu,
TOPLUMSAL VE BİREYSEL OLARAK TÜKENMİŞLİK SENDROMU - 23/08/2016
Sanki gittikçe daralan bir çemberin içinde nefes almamız bile zorlaşarak yaşamak zorunda bırakılıyoruz, tükeniyoruz.
 Devamı