• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Memleket/128087563946334?fref=ts
  • https://twitter.com/cemal_oral

Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 14° 7°
Ahmet Mantaş
a_mantas@yahoo.com
SENDİKAL BEYZADELERİ
06/06/2016

                                                         

   Sendikal yapılara şöyle bir rakursi yapalım, betimlemeleri kaygısal öngörülerden ayırarak daha öznel ve yönetimsel hatta (ben) yönetimci bir bakış açısıyla değerlendirelim.

   Sahip olma (benden) ci veya hâkimiyetci bir anlayışla sendikaların örgüt içi dizaynını yaparak, üye ile örgüt arasına yerleştirilmiş veya yerleştirilmeye çalışılan gölge organizasyonları konuşalım.

   Biliyorum zor bir tarif olmuş diyeceksiniz…

   Şimdi sorsam, desem ki, örgütlü bir yönetim organizasyonunda önemli olan nedir?

   Üye midir? İşyeri temsilciliği mi? Şube mi? Şube başkanları mı? Şube yöneticileri mi? Genel merkez yöneticileri mi? Genel başkan mı? Yoksa, örgüt mü? Hangisi önemlidir?

   Bana sorarsanız örgütlü bir yönetim organizasyonunda, örgütsel davranış bakımından, öncelik sıralaması olmaksızın hepsi önemlidir.

   Sorun şu ki! Yönetimsel kaygılar ile sendikal perspektifin, bu dizin içerisinde karşı karşıya kalmasıdır.

   Bu çatışma örgütsel davranışın kronolojik karar alma ve hayata geçirme süreçlerini etkilemektedir.

   Bu yüzden yöneticiler değişebilir ama örgüt ve diğer birimler kesinlikle kalıcıdır.

   Sendikaların örgütsel şemalarında tüm bu birimler ilkesel ve örgüt yönetim sistemiyle zincirleme bir kurumsal ilişkiyle birbirine bağlı olmalıdır.

   Sorun zaten bu zincirin, bazı yönetim anlayışlarının gelişigüzel bir şekilde örgüt içerisinde kendi iç hatlarını oluşturarak baskıcı bir anlayışla, benci yönetim organizasyonunu kurmasıyla ortaya çıkar.

   Bunu yaparken de yöneticilerin varlık sebebinin örgütsel kaygılarından ziyade, benci yönetimsel anlayışının örgüt kademelerindeki hâkimiyetini sürdürme isteğinin altında yatmaktadır.

   Üyeler için sendika gibi emek örgütleri birer araçtır. Amaçlarına hizmet edebilecek sonuçlara ulaşmak için ise üyeler bu araçları kullanabilirler diyebilirsiniz…

   Eğer bu yaklaşım şekli doğruysa, mesleki kaygılarından dolayı veya kişisel çıkarları için sendikasını değiştiren insanları boşuna eleştirmişiz demektir.

   Sendikalar, toplumsal ve sosyal talepleri doğrultusunda sınıfın çıkarları için evrensel değerlere bağlı kalarak emek mücadelesi yürütmelidir.

   Sendikal Beyzadelik işte bu noktada kendini dışa vurarak gösterir.

·         Sınıfın çıkarları yerine, (Benci) yönetim kadrolarının çıkarları.

·         Evrensel değerler yerine, sözde ideolojik korkular.

·         Emek mücadelesi yerine, vatan, millet, sakarya.

·         Sendikal mücadele yerine, bireysel kariyerizm.

Üye, yönetim ve örgüt arasında eşkenar bir denge hep tartışılarak kurulmak istense de, tüm paradigmalarını benci yönetimsel zafiyeti üzerine oturtan Sendikal Beyzadelik, küçük hesaplar ve kariyerizm uğruna örgüte can simidi gibi sarılır.

   Sendika içerisinde düşmanlar ve korkular yaratarak, niyet okuyuculuğu tarzı bir yöntemle, örgütü üyelerinden korumaya bayılırlar.

   Sonuçta, Beyzadeler… Benzeşme kaygısı ve korkusuyla örgütü iç hatlarında baskılayarak, kendi örgütsel şemalarında, oluşturduğu komuta üsleriyle sendikacılık yaptığını zannederler.

   Sendika Beyzadeleri kula kulluk ettirerek, sonrada sendikal Ağalığına terfi ederler…

   Mücadele adına kaçırdıkları tarihi fırsatları bile göremezler ya da görmek istemezler.



Paylaş | | Yorum Yaz
656 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

EĞİTİMDE VİZYONSUZLUK - 08/11/2018
Eğitim camiasının umutla, merakla beklediği ‘’Eğitimde 2023’’ vizyon belgesi açıklandı.
EĞİTİMDE MUCİZE YARATMAK - 08/10/2018
Eğitimde kaş yapalım derken, göz çıkarmayı ne kadar çok seviyoruz…
SAYGI VE BİAT - 21/06/2016
Saygı duymak ve biat etmek tutumları
SENDİKA // SENDİKA - 23/05/2016
Piyasacı sermayenin ağır saldırıları altında hak gasplarının hemen hemen her gün yaşandığı bir dönemdeyiz.
PARÇALARI BİRLEŞTİRİN - 16/05/2016
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiş fakat halifelik makamı henüz kaldırılmamıştır.
1 MAYIS’TA ALANLARA - 25/04/2016
Örgütlenme modellerine baktığımızda, emek eksenine bağlı olarak sınıf temeline dayalı bir örgütlenmenin varlığından yola çıkarak, emekçileri örgütleyebildiğimizi söyleyemeyiz…
AHLAK ÇOCUKLARI KORUSUN - 13/04/2016
Toplumsal ilişkiler deformasyona uğrayınca iç yapıları nedeniyle tüm kötülükleri birer irin gibi dışa vurmaktadır.
GERİCİLİĞE KARŞI BEN DE VARIM - 25/03/2016
Toplumsal kaygılarımız, günlük yaşamımızın fiili işgaline dayalı olarak gericiliğin bir
YA BAŞKANLIK YA KAOS - 14/03/2016
Mermi manyağına dönüştürüldük, toplum olarak hep beraber resmen “Rus Ruleti” oynuyoruz…
 Devamı