• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Memleket/128087563946334?fref=ts
  • https://twitter.com/cemal_oral
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° 13° 9°
Ahmet Mantaş
a_mantas@yahoo.com
SENDİKA // SENDİKA
23/05/2016

                                                           

   Piyasacı sermayenin ağır saldırıları altında hak gasplarının hemen hemen her gün yaşandığı bir dönemdeyiz.

   Esnek çalışma şartlarının yasallaştığı, kıdem tazminatlarının kırpıldığı, ücretlerinin ödenmediği, güvencesiz ve sağlıksız iş koşullarının arttığı bu zamanda hem emekçiler hem de sendikalar sus pus, yaprak kıpırdamıyor nedense…

   Aslında mücadelenin keskinleşmesi gereken bir dönemden geçiyoruz.

Ama maalesef kamu emekçileri açısından da tablo aynı.

   Özellikle eğitim iş kolundaki çalışanların sorunları bir sarmala dönüşmüş, sıkıntılar büyüdükçe büyüyor.

   Şimdi yetkili sendikaların belirleneceği ayın içerisindeyiz, kamu iş kolunda sendikalar üye sayıları bakımından yarışıyorlar.

   Mücadele adına tık yok.

   Varsa yoksa sayımız çoğalsın, oysa mücadeleyle birlikte kitleselleşmek daha etkili ve değerlidir.

Yoksa, gönül-hatır ilişkileri veya bir şeyler vaat ederek, baskılar kurarak üyesel çoğunluğa erişmek mücadeleye bir şey kazandırmıyor.

   Yetkili olmak yerine etkili olabilmek önemlidir.

   Mücadelenin geleneğinde “Hak verilmez alınır” şiarı bedeller ödenerek kazanılmıştır.

   Boşboğaz bir anlayışla mücadeleden kaçarak, üye yazarak yada sadece sendikal siyasetle bir yere varılmaz…

   Kaldı ki sendikal siyaseti bile beceremeyenler o kadar çok ki.

   Saldırı ve sömürü tam gaz ilerleyerek sürerken sendikal mücadelenin yükselmesi gerekmez mi?

   Sarı sendikalar ile sendika ağaları tarafından yönetilenleri bir tarafa bırakalım. Ama ya emekten yana olduğunu iddia eden sendikalar nerede?

   Sendikal beyzadeliği mi yapıyorlar.. Ne-re-de-ler?

   Kendi sendikal iç dinamiklerini bir araya getiremeyenler birbirlerini karalayacak gölge rakipler ve korkular yaratarak mücadele ettiklerini sanıyorlar.

   Birbirleriyle çatışmaktan iş yapamıyorlar…

   Tabi bu durumda piyasacı sermayenin işine yarıyor.

   Bu kör döğüşünün kazananı da, kaybedeni de bellidir aslında.

   Sermaye kazanan, kaybeden ise emekçiler oluyor.

   Kimin sayesinde? Tabi ki yönetimsel zafiyet ile kariyerizm düşkünü anlayışlarla sendikaları şirketleri gibi görüp bürokrasiyle idare etmek isteyenlerin sayesindedir.

   Oysa emek örgütlerinin gerçek rakipleri bellidir. O da sermayedir.

   Sendikaların asli görevi tüm emekçilerin birliğini sağlamak ve sınıfsal bir yaklaşımla ortak mücadele kanallarını oluşturarak emeğe karşı yapılan saldırıları geri püskürtmek olmalıdır.

   Yönetimsel zafiyetler, özellikle merkezi karar organlarında yaşanıyorsa vay o örgütün haline…

   İşine geldiği gibi, rastlantısal bir sendikal örgüt işleyişi, sendikaları hem mücadeleden hem de ne kadar çok ilkesi olursa olsun sınıfsal öz benliğinden uzaklaştırarak etkisiz bir kuruma dönüştürüyor.

   Sendikal mücadele tarihinde bu duruma uğramış birçok örnek mevcuttur.

   Kaldı ki karınca kolonilerinde bile böyle bir yönetimsel anlayış yoktur.

   Bir örgütün iç dinamiklerinin uyumsuzluğu eylem kararlarının uygulanmasında kendini dışavurumcu bir tarzda gösteriyorsa ve çeşitli bahaneleri örgütsel varlığının önüne koyup kitlesiyle ortaklaşmıyorsa bu çok ciddi bir sorundur.

   Yapılması gerekli olan ise eleştiri-öz eleştiri mekanizma kanallarının ciddi ciddi işletilmesidir.

   Karıncalarda bile koloninin kararlarına uymayanları ya koloninin dışına atarak veya daha geri bir işte görevlendirilerek cezalandırırlar.

   Sendikal mücadelede alınan merkeziyetçi kararların uygulamaları her zaman başarıya ulaşamayabilir.

   Bu hem normal hem de doğal bir süreçtir.

   Bu durum kaybetmek veya yenilgi demek değildir.

   Mücadeleden vazgeçilerek kaybedilir.

   Mücadele etmek istemeyenler zaten baştan kaybetmiştir.

   Karıncalar hiç kaybetmez, hep kazanırlar.

 



Paylaş | | Yorum Yaz
456 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

EĞİTİMDE VİZYONSUZLUK - 08/11/2018
Eğitim camiasının umutla, merakla beklediği ‘’Eğitimde 2023’’ vizyon belgesi açıklandı.
EĞİTİMDE MUCİZE YARATMAK - 08/10/2018
Eğitimde kaş yapalım derken, göz çıkarmayı ne kadar çok seviyoruz…
SAYGI VE BİAT - 21/06/2016
Saygı duymak ve biat etmek tutumları
SENDİKAL BEYZADELERİ - 06/06/2016
Sendikal yapılara şöyle bir rakursi yapalım, betimlemeleri kaygısal
PARÇALARI BİRLEŞTİRİN - 16/05/2016
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiş fakat halifelik makamı henüz kaldırılmamıştır.
1 MAYIS’TA ALANLARA - 25/04/2016
Örgütlenme modellerine baktığımızda, emek eksenine bağlı olarak sınıf temeline dayalı bir örgütlenmenin varlığından yola çıkarak, emekçileri örgütleyebildiğimizi söyleyemeyiz…
AHLAK ÇOCUKLARI KORUSUN - 13/04/2016
Toplumsal ilişkiler deformasyona uğrayınca iç yapıları nedeniyle tüm kötülükleri birer irin gibi dışa vurmaktadır.
GERİCİLİĞE KARŞI BEN DE VARIM - 25/03/2016
Toplumsal kaygılarımız, günlük yaşamımızın fiili işgaline dayalı olarak gericiliğin bir
YA BAŞKANLIK YA KAOS - 14/03/2016
Mermi manyağına dönüştürüldük, toplum olarak hep beraber resmen “Rus Ruleti” oynuyoruz…
 Devamı