• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Memleket/128087563946334?fref=ts
  • https://twitter.com/cemal_oral

Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 14° 7°
Ahmet Mantaş
a_mantas@yahoo.com
1 MAYIS’TA ALANLARA
25/04/2016

      

   Örgütlenme modellerine baktığımızda, emek eksenine bağlı olarak sınıf temeline dayalı bir örgütlenmenin varlığından yola çıkarak, emekçileri örgütleyebildiğimizi söyleyemeyiz…

   Yaman çelişkiler yumağının bu kadar hissedilir olmasına karşı işçi sınıfının varlığını ortaya koyması gerekmez miydi?

   İşçi var ama sınıf bilinciyle hareket edebilecek bir örgütlülük ortada yok…

   Emek-Sermaye çelişkisinin katlanarak zulme dönüşmesinin ve iş cinayetlerinin rekor kırdığı bu dönemlerde sessiz bir işçi toplamı bağlı bulunduğu patron sendikaları aracılığıyla kontrol edilmektedir.

   Gericileşme yayıldıkça sermaye gurubunun emeğe karşı tutumu da daha saldırganlaşmaktadır.

   Din üzerinden emeğin sömürüsü daha da kolaylaşmakta hatta “şükür etmek” edebiyatıyla “ekmeğine sahip çıkmak” anlayışı bir tutulmaktadır.

   İşçinin eti de, kemiği de patrona ait, yedikçe büyüyor ve işçiler şükrediyor. Sömürü mekanizmalarını kaderci bir tez ile ekmek kapısına ihanet etmeye kalkışmanın yanlışlığı üzerinden sermayenin aklıyla düşünmeye mecbur bırakılıyor.

   Türk-İş ve Hak-İş gibi iktidara eklemlenmiş sendikal örgütler işçi sınıfının sendikal bölünmüşlüğünün birer simgesi haline gelmişlerdir.

   Sermayeden yana kaderci ve tutucu bir sendikal anlayışla hareket ederek ağırlaşan ekonomik, sosyal-politik sömürü koşullarına karşı işçileri mücadeleden kaçırmaktadırlar.

   Bu iki konfederasyonların 1 Mayıs 2016 kutlama kararlarına baktığımızda Hak-İş Sakarya’da, Türk-İş’in ise Çanakkale’de kutlama yapacağını, aslında kutlama yerine müsamereye benzer bir törenle piyasacı sermayeyi kutsayacaklarını biliyoruz…

   Aynı tespitler kamu emekçileri içinde geçerlidir. Memur-Sen ve Kamu-Sen’de de benzer özellikler mevcuttur.

   Memur-Sen iktidarın arka bahçesi gibi bir konumlama da ve baskı aracı olarak kamu çalışanlarını kendisine bağlı sendikalara üye olmaya zorlamaktadır.

   Yetkili ve güçlü bir konfederasyon hattı üzerinden palazlanmaktadır.

   Ama iş hak aramaya gelince, kamu çalışanlarına yönelik yine o kaderci ve tutucu sendikal anlayış karşımıza çıkmaktadır.

   Kamu-Sen ise daha farklı bir model üzerinden varlığını sürdürmektedir. Genellikle yetki sürecinde ödünç üyelik modeli üzerinden başka sendikalardan naylon üyelik ya da yetki için geçici üyelik devşirerek güç kazanmıştır.

   Ama içerik olarak Memur-Sen gibi emek mücadelesiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan ve tamamen sarı sendika diye tabir edeceğimiz bir anlayışla ve yine tamamen yönetim baskısıyla kontrol edilmektedir.

   Üyelerinin daha çok sendikaya kattığı aidat gelirleri üzerinden değer kazanmaya çalışıp faaliyet yürüttüğü bir örgüttür.

   Ama ne yazık ki her iki konfederasyonda emek mücadelesi anlayışına kaderci ve tutucu bir gerici sendikal anlayışı ana eksenlerine yerleştirmişlerdir.

   Emekçi sınıfın kendi öz benliğinden sermayenin ve piyasacı iktidarın politik manevralarıyla uzaklaştırılması ile bu kaderci ve tutucu örgütlerde toplanması tesadüf değildir.

   Sınıf bilinciyle emekçiler bir gün sınıf kardeşleriyle birlikte mutlaka bu kaderci ve tutucu anlayışlara karşı, emeği kuşatan saldırılara göğüs gererek örgütlü bir şekilde 1 Mayıs’ı layıkıyla kutlayacaktır.

   Piyasacı sermayeyle hesaplaşmak işçinin, emekçinin bayramını kutlamak için1 Mayıs’ta alanları dolduralım.

 



Paylaş | | Yorum Yaz
669 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

EĞİTİMDE VİZYONSUZLUK - 08/11/2018
Eğitim camiasının umutla, merakla beklediği ‘’Eğitimde 2023’’ vizyon belgesi açıklandı.
EĞİTİMDE MUCİZE YARATMAK - 08/10/2018
Eğitimde kaş yapalım derken, göz çıkarmayı ne kadar çok seviyoruz…
SAYGI VE BİAT - 21/06/2016
Saygı duymak ve biat etmek tutumları
SENDİKAL BEYZADELERİ - 06/06/2016
Sendikal yapılara şöyle bir rakursi yapalım, betimlemeleri kaygısal
SENDİKA // SENDİKA - 23/05/2016
Piyasacı sermayenin ağır saldırıları altında hak gasplarının hemen hemen her gün yaşandığı bir dönemdeyiz.
PARÇALARI BİRLEŞTİRİN - 16/05/2016
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiş fakat halifelik makamı henüz kaldırılmamıştır.
AHLAK ÇOCUKLARI KORUSUN - 13/04/2016
Toplumsal ilişkiler deformasyona uğrayınca iç yapıları nedeniyle tüm kötülükleri birer irin gibi dışa vurmaktadır.
GERİCİLİĞE KARŞI BEN DE VARIM - 25/03/2016
Toplumsal kaygılarımız, günlük yaşamımızın fiili işgaline dayalı olarak gericiliğin bir
YA BAŞKANLIK YA KAOS - 14/03/2016
Mermi manyağına dönüştürüldük, toplum olarak hep beraber resmen “Rus Ruleti” oynuyoruz…
 Devamı