• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Memleket/128087563946334?fref=ts
  • https://twitter.com/cemal_oral
  

Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 14° 7°
Ahmet Mantaş
a_mantas@yahoo.com
SENDİKAL HABER
29/12/2015

                                                                 

  Basın ve yayın işleri sendikalar için can simidi gibidir. Örgütün tanıtılması, üyeleri ve potansiyel kitlesiyle iletişim kurabilmesi, eylem ve etkinliklerini duyurarak varlığını hissettirmesi ayrıca kamuoyu yaratması için kullandığı en etkili alandır.

  Sendikaların, örgütlenme açısından büyük etki yaratması nedeniyle de örgütün yüzünü vitrinine yansıtan ve vizyonuna koyan yine basın yayınlarıdır.

  Sendikalarda basın-yayın sekreterlikleri çalışmalarının başarılı olabilmesi için diğer özel ve kamu basın-yayın kuruluşlarıyla da ilişkilerinin adam akılı ve tutarlı olmasıyla gerçekleştirir.

  Eğer sendikal açıdan örgütsel hedefler var ise, tüm basın-yayın kuruluşlarıyla ilkeli ve önyargısız bir ilişki sürdürülmesi temel amaç olmalıdır.

  Emekten ve sınıftan yana, örgütsel duruşu net olan sendikaların özellikle ilişkide bulunduğu basın-yayın kuruluşlarına karşı, seçkici davranması da ayrı bir öneme sahiptir.

  Sendikalar ile basın-yayın kuruluşlarının sağlıklı ve ilkeli bir işbirliği yürütmesi, üyelerin doğru ve akılcı bir yöntemle bilgilendirilmesiyle mümkündür.

  Belli başlı siyasal ve sendikal anlayışların ilişki ağlarına kattığı tekelci bir yöntem, ayrıca sadece yandaş basın-yayın organlarıyla işbirliği yaparak ve yine sendika merkezlerinin kurduğu basın organlarıyla kültürel etkileşim ve haber ağı oluşturarak üyelerin hafızalarına ulaşmaya çalışırlar.

  Kontrol edilebilir bir haberleşme mekanizmasına dönüşme tehlikesi de o zaman ortaya çıkmaya başlar.

  Sendika gibi örgütler açısından bu gibi mekanizmaların bazı sakıncaları da bulunmaktadır.

  Bu da merkezi yönetimsel anlayışların kendi fikir ve propaganda aracına yönelik kullandığı en önemli güç gösterisine dönüştürme isteğidir.

  Burada iki şekilde sakıncalı bir durum vardır.

  Birincisi hedefe yönelik sansürü ve akdidasyonu  kolaylaştırır.

  İkincisi ise örgüt tabanının beslendiği kültürel iletişim kanalları sadece merkezi yönetimin izin verdiği ölçüde gerçekleşir.
  Tabi ki bilişim çağında gerçekler daha çıplaktır ve örtülmesi zordur ama her iki durumda da kültürel ağları ve bilinci gelişmiş, bu akılcı örgüt üyelerince kabul görmez…
  Sansür ve akdidasyon gibi antidemokratik uygulamalar sebebi ile sendika gibi örgütlerin özgürlükçü ve hak savunucu vb. özellikleri tartışılmaya başlanır buda gereksiz ciddi ayrışma ve iç hesaplaşma ortamlarına zemin oluşturur.
  Sendika merkezlerinin denetiminde ki haber siteleri gibi yayın organları bile aynı sendikanın şubeleri arasında akdidasyon uygulayabiliyorsa, o zaman haber sitesinde yayınlanacak metin ve yazıların bir süzgeçten geçirildiği ve bir sansür kurulunun var olduğu gerçeğini yansıtmaktadır.
  Ayrıca yerellerde sendika şubelerinin eylem ve etkinlik ile basın açıklamalarını yayınlatmak için dört döndüğü, kapı kapı dolaştığı bir süreçte sendikaların haber sitelerine akdidasyon uygulaması ise çok düşündürücüdür.
  Gönüllü olarak hiçbir karşılık beklemeden, bu haberi yayınlayan, başka değerli haber sitelerine karşı dışlayıcı ve sansürcü yaklaşımlar ile yasakçı hamlelerde bulunmak sendika gibi hak ve özgürlükleri savunan örgütlerin kültürel kimlikleri ile özdeşleşmeyen reflekslerdir.
 Sendika haber sitelerinin beslenme kaynağı, ekonomik ve haber akışı olarak örgüt tabanı olduğu için, üyelerinin nazarında değerli kılınarak tabanın beklentilerini de objektif bir şekilde karşılamalıdır. Yani tabanın sesi olmalıdır.
 Basın kamuoyunun sesi ve vicdanıdır. Sesin kısılması ve engellenmesi girişimleri vicdanın incitilmesine neden olur.
  Unutmayalım ki sendikaların basın-yayın organları ile haber siteleri sadece basın açıklamaları ve sendika haberleri yapmaz. Bunun dışında emekçi sınıfların kültürel etkileşimi gibi büyük bir görevi de  vardır. Friedrich Nietzsche’nin güzel bir tespiti ile bitirelim.
  ‘’Emekçi sınıfı, erdemde olduğu gibi, kültürde de bizi geçebileceğini anladığı gün vay halimize…
Fakat bunu anlayamazsa, işte asıl o zaman vay halimize.’’
  Emek ve sınıf mücadelesinin süreceği bir yıl dileğiyle mutlu yıllar.




Paylaş | | Yorum Yaz
827 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

EĞİTİMDE VİZYONSUZLUK - 08/11/2018
Eğitim camiasının umutla, merakla beklediği ‘’Eğitimde 2023’’ vizyon belgesi açıklandı.
EĞİTİMDE MUCİZE YARATMAK - 08/10/2018
Eğitimde kaş yapalım derken, göz çıkarmayı ne kadar çok seviyoruz…
SAYGI VE BİAT - 21/06/2016
Saygı duymak ve biat etmek tutumları
SENDİKAL BEYZADELERİ - 06/06/2016
Sendikal yapılara şöyle bir rakursi yapalım, betimlemeleri kaygısal
SENDİKA // SENDİKA - 23/05/2016
Piyasacı sermayenin ağır saldırıları altında hak gasplarının hemen hemen her gün yaşandığı bir dönemdeyiz.
PARÇALARI BİRLEŞTİRİN - 16/05/2016
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiş fakat halifelik makamı henüz kaldırılmamıştır.
1 MAYIS’TA ALANLARA - 25/04/2016
Örgütlenme modellerine baktığımızda, emek eksenine bağlı olarak sınıf temeline dayalı bir örgütlenmenin varlığından yola çıkarak, emekçileri örgütleyebildiğimizi söyleyemeyiz…
AHLAK ÇOCUKLARI KORUSUN - 13/04/2016
Toplumsal ilişkiler deformasyona uğrayınca iç yapıları nedeniyle tüm kötülükleri birer irin gibi dışa vurmaktadır.
GERİCİLİĞE KARŞI BEN DE VARIM - 25/03/2016
Toplumsal kaygılarımız, günlük yaşamımızın fiili işgaline dayalı olarak gericiliğin bir
 Devamı