• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Memleket/128087563946334?fref=ts
  • https://twitter.com/cemal_oral
  

Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 14° 7°
Ahmet Mantaş
a_mantas@yahoo.com
BARIŞARAK
01/09/2015

 

Uluslararası sözleşmelerde her insanın yaşam hakkının bir insan hakkı olduğu ve güvence altına alındığını belirtsek de pek de öyle olmadığını görüyoruz.

Birleşmiş Milletler tarafından 20. Yüzyılda yaşanmış büyük yıkımlarla sonuçlanmış 2. Dünya Paylaşım Savaşından sonra insanlığın ve dünya halklarının talepleri sonucunda 1 Eylül Dünya Barış Günü olarak kabul edilmiştir.

Yaşadığımız coğrafyada, özellikle Emperyalizmin ve yerli işbirlikçi oligarşik yönetimlerin elbirliği ile kan gölüne çevrilmiş bu günlerde barıştan söz etmek acil bir ihtiyaçtır. Hem de en üst perdeden bağırarak. “Barış istiyoruz, Hemen şimdi”.

Birileri çıkıp diyebilir, ya ne barışı, ‘ne b..k yemeye barış istiyoruz’. Altta kalanın canı çıksın, gücü yeten yetene, barışta neymiş... vs. vs.

Bu gibi söylemleri kendi siyasal çıkarları uğruna, savaşlardan kendi tarafına ekonomik ve politik sonuçlar devşirenlerin, vatan, bayrak, din, mezhep gibi değerleri kullanarak insanların birlik ve beraberliğine, barış içerisinde yaşamalarına engel olmak için barışa karşı savaşı savunmuşlardır.

Emma Goldman’ın dediği gibi, “Bütün savaşları dövüşemeyecek kadar korkak olan bu yüzden de kendileri adına dövüşmek için dünyanın gençlerini cepheye süren hırsızlar çıkarır”.

Oysa barışarak bu gibi odaklara karşı emeği, hayatı, çevreyi, adaleti savunmak ve Gezi’deki gibi direnmektir.

Savaşlardan kaçan sivil insanların cansız bedenleri çeşitli ülkelerin denizlerinde balinalar gibi karaya vurmaktadır.

Tarifi zor bu facia görüntülerinin ve tabutları başında acı acı haykıran ana ve babaların, yürek burkan feryatları, ‘ne b..k yemeye barış istiyoruz’ diyenlerin hiç mi yüreklerini sızlatmıyor?

Emek ile sermaye arasında barıştan söz etmek belki mümkün olmayabilir. Sömürü devam ediyorken, emek ile sermaye arasındaki çelişkiler sürekliliğini koruyorken, iş barışından bahsetmek çok komik kalacaktır. “Ekmek yoksa, barışta yoktur”.

Adaletin olmadığı bir dünyada barışı var etmek ne kadar zor ise, emeğin değerini vermiyorsanız, sömürüyü engellemiyorsanız, emek ile sermaye arasında barıştan da söz edemezsiniz.

Küresel Emperyalizmin saldırganlığını bütün vahşetiyle sürdürdüğü günümüzde, sömürü ağlarını genişletmeye çalıştığı bir zamanda savaşı savunmak, egemen sınıfların ekmeğine yağ sürmeğe yarayacaktır.

Kirli politik çıkarlara, rantlara karşı ölümlere dur demek için “Zeytin Dalı ve Güvercin Olmak, Savaşa Hayır, Barış Hemen Şimdi” diyorum.

Savaşın, şiddetin ve kavganın olmadığı, sınıf ve emek mücadelesinin var olduğu bir dünyada yaşamak dileği ile, tüm halkımızın ve dünya halklarının “1 Eylül Dünya Barış Günü” kutlu olsun.



Paylaş | | Yorum Yaz
1060 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

EĞİTİMDE VİZYONSUZLUK - 08/11/2018
Eğitim camiasının umutla, merakla beklediği ‘’Eğitimde 2023’’ vizyon belgesi açıklandı.
EĞİTİMDE MUCİZE YARATMAK - 08/10/2018
Eğitimde kaş yapalım derken, göz çıkarmayı ne kadar çok seviyoruz…
SAYGI VE BİAT - 21/06/2016
Saygı duymak ve biat etmek tutumları
SENDİKAL BEYZADELERİ - 06/06/2016
Sendikal yapılara şöyle bir rakursi yapalım, betimlemeleri kaygısal
SENDİKA // SENDİKA - 23/05/2016
Piyasacı sermayenin ağır saldırıları altında hak gasplarının hemen hemen her gün yaşandığı bir dönemdeyiz.
PARÇALARI BİRLEŞTİRİN - 16/05/2016
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiş fakat halifelik makamı henüz kaldırılmamıştır.
1 MAYIS’TA ALANLARA - 25/04/2016
Örgütlenme modellerine baktığımızda, emek eksenine bağlı olarak sınıf temeline dayalı bir örgütlenmenin varlığından yola çıkarak, emekçileri örgütleyebildiğimizi söyleyemeyiz…
AHLAK ÇOCUKLARI KORUSUN - 13/04/2016
Toplumsal ilişkiler deformasyona uğrayınca iç yapıları nedeniyle tüm kötülükleri birer irin gibi dışa vurmaktadır.
GERİCİLİĞE KARŞI BEN DE VARIM - 25/03/2016
Toplumsal kaygılarımız, günlük yaşamımızın fiili işgaline dayalı olarak gericiliğin bir
 Devamı