• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Memleket/128087563946334?fref=ts
  • https://twitter.com/cemal_oral

Hava Durumu
Emine Ertuğrul
emineertugrul61@hotmail.com
ÇEVRE BİLİNCİ VE BİZ
28/07/2019

 

Çevre Bilinci“, “Doğa Bilinci“, “Ekolojik Bilinç“,Çevreye saygı“, “Doğaya saygı“, “Çevreye karşı duyarlılık” ya da “Çevre duyarlılığı” gibi birbiri ile iç içe geçmiş konulardan bahsetmek için ilk önce “Çevre” kavramını anlamamız ve içini doldurmamız gerekmektedir.

Çevre Nedir?

İçinde bulunduğumuz ve yaşadığımız ortamı çevre olarak adlandırıyoruz. Peki, nedir bu “çevre” dediğimiz olgunun gerçek anlamı, içerdikleri ve bize sundukları. Bunları biz ne kadar biliyoruz ve nasıl algılıyoruz ve bu çerçevede çevremize nasıl bir yaklaşımda bulunuyoruz.

Çevreyi en basit anlamıyla canlı ve cansız varlıkların beraber bulundukları ortam olarak düşünebiliriz. Bu beraberlik sayesinde bir etkileşim olmaması kaçınılmazdır. İnsanoğlunun var oluşundan bu yana da bu etkileşim başlamış ve devam etmektedir.

Etrafımıza baktığımızda toprak, su, hava gibi ana unsurları ve bunlarla iç içe olarak süregelen bitkiler, hayvanlar, diğer canlılar ve en önemlisi biz insanları da tamamlayıcılar olarak görebiliriz.

Çevre ve İnsan

İnsanlar yaşamlarını sürdürmek için içinde bulundukları çevreden faydalanmak zorundadırlar. Fakat bu durum insan yeni şeyler keşfettikçe ve kendisini geliştirmeye devam ettikçe gereğinden fazla artış göstermeye başlamış ve şu an da en tepe noktaya ulaşmıştır.

Biz insanlarda bilinçsizlik söz konusudur ve ihtiyaç olunandan fazla tüketim ve bunun karşılığında ise yerine konulmayan veya konulamayan doğal kaynaklar hızla azalmaya başlamıştır. Bu kaynak tüketimi yeni üretimleri ve milyonlarca ürünü ortaya çıkartmak adına yapılmaktadır.

Her yeni elbise, eşya, araba vb. ismini saymakla bitiremeyeceğimiz bu “zorunlu ihtiyaçlarımız?”, “olmazsa olmazlarımız?” sebebiyle çevremizde ki sınırsız olarak düşünülen ama aslında sınırlı olan değerlerimizi çok hızlı bir şekilde tüketirken kirlilik denilen bir şeyi de zamanla tanıma fırsatı bulmuş olduk ve şu günlerde hayatımızın seyrini değiştirmesine katkı sağlamaya da devam ediyoruz.

Çevreyi kirletiyoruz! Doğayı katlediyoruz!

Evet, biz bunları yapıyoruz. Aslında kendimize, geçmişimize, bugünümüze ve geleceğimize ihanet ediyoruz. Çevremiz, yani bizim nefes aldığımız, doğduğumuz, doyduğumuz ve bizi içinde barındıran bu yapı, bu yaşam alanımız en değerli varlığımız olması gerekirken biz bunu sağlayamıyoruz ya da aslında bilerek sağlamıyoruz.

Sağlayamıyoruz çünkü gerekli olan “çevre bilinci” birçok insanda maalesef yok. Bunun arttırılması lazım fakat halen yeterli bilinçlendirme çalışmaları yapılıyor denilemez çünkü bunu yapması gereken bir çok kurum ve kuruluşlardaki kişiler bilinçsiz. Hal böyle olunca da istenilen sonuca ulaşmak bir hayalden öte değil. Sağlamıyoruz çünkü bu işimize gelmiyor. Evet, bazıları için çevre ikinci hatta son sıralarda yer alıyor.

Çevre Bilinci Nereden başlamalı?

En basit noktadan başlarsak kişinin yere attığı sigara izmariti ya da bir ürünün ambalajı onun için bir sorun teşkil etmiyor; o sadece onu elinden çıkartmayı düşünüyor o an ve birkaç adım ötede olan çöp kutusu bile onun için bir şey ifade etmiyor. Çünkü onu bilerek yere atıyor. Bu en masum olan çevre kirliliği ortaya çıkaran olaylardan birine örnek olarak verilebilir.

Bunun yanında asıl büyük sorun ise büyük çaplı sanayi tesislerinin ham madde tüketimlerinin sonucunda ortaya çıkan büyük çaplı kirlilikler. Havaya, suya ve toprağa üretimleri ile paralel olarak büyük miktarlarda kirletici madde veriyorlar.

Eskiye nazaran gelişen teknoloji ve getirilen yeni yasalar sayesinde bir azalma var fakat hala suyumuz, havamız ve toprağımız oluşan kirlilikle karşı karşıya yani biz karşı karşıyayız.

Çevre Bilinci için Dünya’nın Doğal Kaynaklarını Korumalıyız!

Dünyamız bizim için değerli. Bizim yaşam kaynağımız, evimiz, aslında her şeyimiz o. Fakat biz ona onun bize gösterdiği cömertliği, sevgiyi ve saygıyı göstermiyoruz. Bilinçlenmek için çaba harcamıyoruz. Gidilmesi gereken yolda ilerlemek yerine tam tersini yapıp başımıza üstesinden gelemeyeceğimiz dertler açıyoruz.

Ama doğayı anlamaya çalışsak, çevremize yeterli özeni göstersek ve ona ihtiyacı olduğu gibi önem versek birçok sıkıntıdan kurtulmuş olacağız. O, dün ve bugün olduğu gibi yarında yine bizimle olacak. Her birey kendi sorumluluklarını bilmeli ve bu sorumluluklar ne yapması gerektiriyorsa o şekilde bir şeyler yapmalı.

Çevre Bilinci Sahibi Bireyler Neler Yapar?

Bilinçli olmanın önemi burada devreye giriyor. Neler yapmalıyız ki bilinçli olalım ve çevre bilincine sahip bireyler olalım. Onlarca üzerinden geçilmesi gereken nokta var aslında ama ilk akla gelenler şunlar olmalı diye düşünüyoruz:

Geri dönüşüm, geri kazanım ve yeniden kullanıma önem vermeliyiz (Doğada ki kaynakların daha az tüketilmesini sağlarız). Ortaya atılacak geri dönüşüm fikirlerigeri dönüşüm projeleri çıkmasını sağlayacak ve ekonomik döngümüz çevreye yatırımla para girdisi sağlayacaktır.

Enerji ve suyu dikkatli kullanmalı ve gerekirse enerji tasarrufu ve su tasarrufu yapmaya dikkat etmeliyiz (Enerjide dışa bağımlıyız ve ayrıca su zengini değil neredeyse su fakiri bir ülke sayılabiliriz); yenilenebilir enerji kaynakları ilk tercihimiz olmalı ve yağmur suyu hasadı gibi yağışları daha verimli toplama ve kullanmamıza yardımcı olacak yöntemleri tercih etmeliyiz.

Plastik ve benzeri ürünleri kullanmaktan kaçınmalıyız çünkü plastiğin çevreye zararı çok büyük (100 yıl kadar doğada kalabiliyorlar ve canlılara büyük zararları var); plastik poşetlerin market vb. yerlerde ücretli hale getirilmesi güzel ve değerli bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor.

Aşırı tüketimden kaçınmalıyız ve doğal malzemelerden yapılmış ürünleri tercih etmeliyiz (Doğal olanlar daha sağlıklı ve kullanım süresi dolduğunda tekrardan doğaya dönmesi daha kısa süre alıyor)

Ağaç dikmenin önemini kavramalı ve kavranmasını sağlamalıyız (Unutmayalım bir kişi yılda 7 ağaç tüketir. Bunu ve daha fazlasını yerine dikmemiz lazım) ve ağaçların faydaları ve bunun yanında ormanların faydaları nelerdir öğretmeliyiz.

Bir nevi geri dönüşüm olan kompostlaştırma ve solucan gübresi üretimi gibi süreçlerin ticari olarak ele alınmasının yanı sıra, evlerimize kadar girmesi de atıkları kaynağında çıktığı gibi yaşam döngüsü içine almamıza yardımcı olacaktır.

Sahip olduğumuz bilinci başkalarına da aşılamalıyız. Ağaç yaşken eğilir sözünü bizlerde çocuklarımız için uygulamalı ve onları daha küçükken çevre bilincine sahip bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Annelerimize, babalarımıza ve öğretmenlerimize büyük görev düşüyor bu konuda.

Sıfır Atık gibi tüm ülkeyi kapsayan projelerin ortaya çıkartılması ve uygulanmasının takip edilmesi de çok önemli adımlar olacaktır.

Erozyon (toprak ve rüzgar erozyonu) ve akabinde gerçekleşen çölleşme gibi konularda önlemlerin alınması geç olmadan gerçekleştirilmelidir.

Doğayı tanımak ve onu özümsemek gerekliliğini bilmemiz lazım; bu sebeple belirli zamanlarda bulunduğumuz bölgede en yakın doğa noktasında doğa yürüyüşü yapmaya başlamalı ve buna aile ve yakın çevremizi de dahil ederek içimizde ki doğa yoksunluğunun ve bilgi eksikliğinin önüne geçmeliyiz.

Bizlere düşen rol nedir?

Birey olarak, toplum olarak ulaşmamız gereken nokta sürdürülebilir bir yaşam, sürdürülebilir bir çevre olmalı. Bunun için bugün neler yapmalıyız, çevre bilincimizi nasıl daha üst seviyelere taşıyabiliriz, insanları nasıl daha bilinçli yapabiliriz.

Çevreye saygılı olmanın doğaya katkısı nedir?” ve “Çevre bilincini arttırmak için neler yapılabilir?“,  bunları anlatabilmeliyiz ve uygulamaya almalıyız.

Bir arayış içinde olmalı ve doğru yönde gitmeli ve herkesi bu yöne davet etmeliyiz. Ancak bu şekilde köyümüz, şehrimiz, ülkemiz ve dünyamız bizim o sevdiğimiz haliyle kalabilir ve gelecek için hem bize hem yeni nesillere bir miras olarak kalabilir.



341 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KOAH’I TANIYIN. HAYAT SİZDEN UZAKLAŞMASIN! - 21/11/2019
Bu yıl Dünya KOAH Günü 20 Kasım 2019 olarak belirlendi. Hedefimiz KOAH’ın her yıl daha fazla kişi tarafından bilinmesi ve risk faktörü taşıyan kişilerin sağlık kuruluşlarına başvurmalarını sağlayarak yaşamlarını daha kaliteli sürdürmelerini sağlanmas
KİMLERİN GRİBE YAKALANMA RİSKİ DAHA FAZLA? - 11/10/2019
Nezle-grip sezonu, bu yıl maalesef her zamankinden biraz daha erken açıldı. Nedeni bence malum: Bağışıklık gücümüz giderek zayıflıyor. Ayrıca mikrobik floramız da her gün biraz daha farklılaşıyor.
GRİP TEDAVİSİNİ HIZLANDIRAN 6 ÖNERİ - 03/10/2019
Ani hava değişimleriyle birlikte grip ve soğuk algınlığında da artış görülüyor.
''SAĞLIKLI YAŞAYAN, SAĞLIKLA YAŞLANAN TÜRKİYE'' - 09/09/2019
Halk sağlığı ve koruyucu sağlık hizmetlerinin, dolayısıyla da birinci basamak sağlık hizmetlerinin toplum sağlığındaki önemi çok büyüktür.
SERİNLEMEK İÇİN SUYA BALIKLAMA ATLAMAYIN! - 19/08/2019
Sığ denize ya da havuza balıklama atlama, travmatik lezyonlara, ağır yaralanmalara hatta ölümlere yol açabiliyor. Kişinin dibe çakılmamak için başını aniden ve çok hızlı bir şekilde arkaya
KURBAN BAYRAMI VE BESLENME - 10/08/2019
Bayramlar, tüm aile bireylerini bir araya getiren, sevgi ve mutluluğun göstergesi olarak simgelenen geniş sofraların kurulduğu günlerdir…
AŞIRI SICAK HAVALARDA NASIL BESLENMELİYİZ? - 01/07/2019
Aşırı sıcaklarda hastalanmak istemiyorsanız kızartmadan ve hamurlu yiyeceklerden uzak durun! İşte çöl sıcaklarında 7 adımda sağlıklı beslenmenin formülü:
SICAK HAVALAR SAĞLIĞINIZI BOZMASIN - 09/06/2019
Aşırı sıcaklara karşı vücudun en önemli savunması, terleme ile sıvı kaybıdır
ANNE- ÇOCUK SAĞLIĞININ ÖNEMİ - 12/05/2019
Ülkemizdeki nüfusun genç olması ve bunların büyük bir kısmının doğurgan dönemde olan kadınların oluşturması nedeniyle, bu kesimin toplumdaki sağlık düzeylerini ayarlayan bir yapıya da ihtiyaç duyulmaktadır.
 Devamı