• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Memleket/128087563946334?fref=ts
  • https://twitter.com/cemal_oral

Hava Durumu
Anlık
Yarın
30° 35° 23°

Şuayip Odabaşı

Şuayip Odabaşı
sodabasi-57@hotmail.com
"YETER YETMEZ" ADINDA BİR KADIN- 1.BÖLÜM
11/07/2019

 

Ailenin son çocuğuydu. Yani 18 çocuklu ailenin, babasının ilk hanımının sonuncusu. En sonunda anası bıkmışta doğurmaktan, adını ‘Yeter’ koymuş. Kadıncağız başka çocuk doğurmayacak artık. Babası; anası yeter deyince, itiraz edip yetmez demiş. Eşinin üstüne kuma getirmiş. Muş köylerinden yoksul bir ailenin kendisinden 20 yaş küçük bir kızını borç senedi imzalayıp, kendine yeni eş yapmış.

Yeter ile anasını, evin en ücra köşesine bir çuval gibi atan Müslim Ağa, yeni karısına yeni bebelerin tohumlarını ekmeye başlamış. İlk karısından, oğlan bir çocuk bulamayınca evin içinde, 18 kız çocuğu ile öylesine yaşarken, yeni hanımı da doğurmaya başlamış.

Her beklediği haberde, karısını doğurtanlar, ‘erkek adamın erkek damadı olur’ dedikçe, beline kuvvet yüklenmiş genç karısına.

Hep kız hep kız! Bir türlü bir erkek evlat bulamamış.

Haftada iki çuval undan ekmek, yetmez olmuş. Birkaç torba makarna, birkaç teneke yağ, patates çuval çuval. Evde kızlar, çekirge sürüsü gibi. Hiçbir şey yetmez olmuş.

“Devletimiz bize bakmiy!” Feryatları… Fondan yardımlar… Çocuklara eğitim parası... Evden okula gitmeyen kızlar. Yetmeyen paralar… Eksik olan sevgi, şefkat…

Müslim Ağa, nasıl senetle karı aldıysa başlamış kızlarını senetle satmaya, satıp satıp parasını yemeye…

Zaten kızların isimleri de bir acayiptir.

Binnaz, ‘Binaz’ olmuştur, kızlardan birisinin adı. ‘Yüzbinaz’ ve de adı ‘altın’ olan kızı bile vardır. Kendisi, çocuklarının adlarını sayamayacak kadar yabancı olsa da en sonuncu kızını iyi tanımaktadır. Kardeşlerinden lokma çalamadığı için zayıf ve incecik bir kızdır, ‘Yeter.’ Yüzü kupkuru ve hüzünlüdür. İyi beslenemediği için, güzelliği firar etmemiş olsa da gizlenmiştir yüzünde. Azıcık beslense, yüzündeki kemikler etle dolsa belki de güzel bir kız olacaktır. Ne yazık ki bu bedenle, sofradan lokma çalacak hali yoktur. Bu nedenle de kara kuru bir kızcağızdır, iki arada bir derede dolanıp duran bir kızcağız hem de.

Babası kuma getirdiği eşinden de bir oğlan çocuğu bulamayınca, 3. Hanımı da almıştır, yine borç senediyle. Senetleri ödemek için yapacağı tek şey, kendi kızlarından birisini satıp cari açığı kapatmaktır. En iyi bildiği iş budur, Müslim ağanın.

Yeter, 16 yaşına gelse de, yapısında bir değişiklik yoktur. Boyu uzun olsa da sap gibi olması kız bakmaya gelenlerin ilgisini çekmemektedir. Kimileri kendi aralarında “bu kemik torbası kızı alıp ne yapacaksın. Ne koyun ne keçi sağabilir. Tarlada çalışamaz. Bu sobaya odun bile atmaz” diyenler olduğu gibi, daha terbiyesizce konuşup, ‘bu ne len! Bu ne emmeye nede gömmeye gelir’ diyebilmektedirler.

Bir gün birileri evlerinin önünde durup, Müslim ağayı, Yeter’e sormuşlar. Yarım yamalak Türkçesiyle babasına götürmüştü gelenleri. Ablaları adını ilk defa duyduğu memleketlere satılmıştı. Balıkesir, Çanakkale, Bursa illerinin isimlerini ezberlemişti. Bu illerde bir daha hiç yüzünü görmediği ablaları vardı. Adreslerini, kimlerle evlendiklerini, durumlarının nasıl olduklarını, sağ olup olmadıklarını bile bilmiyordu. Yeni gelenler Çanakkaleliydi. Köylerinden birisi arabanın plakasını okuyup söyleyince öğrendi, gelenlerin nereli olduklarını. Çanakkalelileri eve getiren başka bir otomobilde de yöredeki kızları pazarlayan bir simsar adamla bir kadın vardı.

Satmıştı babası kardeşlerini. Her yıl bir kardeşini satıyordu. Aldığı paralarla yeni hanımlar almış. Artan parayla da, insaf edip yiyecek sağlamıştı evde kalanlara. Giyim kuşam zaten yoktu.

Yeter, yeter diye bağıramıyordu. Soyadı tesadüfen ‘Yetmez’ olunca, Yeter YETMEZ hayatın en büyük çelişkisiydi aslında. Sadece yeter bir canı, yetmez bir yaşantısı vardı.

Çanakkale’den gelen misafirler, babasıyla saatlerce konuştular. Yeter, evde kendisinden büyük iki kardeşinden birisinin daha kendisinden koparılıp gideceğini düşünüyordu. Hesabı hiçte öyle olmadı. Babası aceleyle kendisini çağırıp, elini öptürünce ayağı suya erdi. Hesap uymamıştı bu defa sıra sapmış, kendisi satılmıştı.

 

Devam edecek.



164 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

EMEKLİ MAYIŞIMI VERİN! - 28/06/2019
Yaşlı adam maaşını bankanın gişesinden almak için sıraya girmişti. Sıra numarası almayı bilmediği için
EŞİTLİK Mİ DEDİNİZ? - 14/06/2019
Devrimci şair Khosro Golsorkhi 1974 yılında idam edildi .. Bu şiir onun hatırası için okunsun ve unutulmasın ..
… GİBİ OLMAK İSTERDİM - 25/05/2019
Geceye selam gönderen orman uğultusu, Hasan Hüseyin olmak isterdim.
BABA! NE ZAMAN ZENGİN OLACAĞIZ? - 09/05/2019
Köylü Ereceb’in güççük oğlu sordu babasına, “Baba biz ni zaman zengin olacağız?
BİR KIZIN BİR BABAYA ATTIĞI İFTİRA - 28/04/2019
Yetmiş üç yaşına gelmişti. Kendisinin kızılcıktan yaptığı, tuttuğu kısmın uç tarafı çatallı olan sopası yine elindeydi.
SOĞAN KOKULU YÂRİM - 20/04/2019
Herkes sana bakıp çok kıskanıyor. Ağzı gözü soğan kokulu yârim.
SARI PATATES SATAN SARI ADAM - 23/03/2019
Eskiden bu trampa yaptığı ürünlere garşı, sarı patatis çok ezikmiş, hemde büzükmüş. Şimdi kıral olmuş.
ERMENEK’TE UÇAN EŞEK VE DAKTİLO - 10/03/2019
Zayıf uzun boylu, elinde birkaç kâğıt parçası ve kalem…
ÇOK OLUP ÖLSEM - 22/02/2019
Hazırlasam diyorum çantamı,
 Devamı