• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Memleket/128087563946334?fref=ts
  • https://twitter.com/cemal_oral
  

Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 14° 7°

Şuayip Odabaşı

Şuayip Odabaşı
sodabasi-57@hotmail.com
ERMENEK’TE UÇAN EŞEK VE DAKTİLO
10/03/2019

 

Zayıf uzun boylu, elinde birkaç kâğıt parçası ve kalem…

Gözlükleri burnunun üstünde… Uzak yakın gözlüklerinden birisi gözündeyse, kullanılmayan gözlük ceketin yaka cebinde istirahatte.

Köşeli kasketiyle ve değişmeyen ceketiyle, insanların arasında sessiz sessiz dolaşan adam.

İşi hiç bitmiyor, belirli bir işi de yok.

Ancak, sıra dışı bir adam. Herkesten farklı düşünen, akrabalarından bile farklı bilge bir adam. Konuştuğunuzda, her konuda sağlam bilgileri olan bir garip adam. Evini bize kiraya veren, ancak hiç para almayan, sonradan akrabalarından satın aldığı, Sarıvadi köyünü temsil edecek kadar güzel bir evi olan köylü.

“Çok sarptır Ermenek’in yolları. Vesayit gitmez. Sadece bir eşeğin geçeceği patika yollardan gidilir bazı köylere. Benim bir daktilom vardı. Nadire köyüne gidiyordum. Karşıdan da bir eşekli gelince, yan yana gelen iki eşek yola sığmadı. Benim eşek Göksu’ya uçtu. Eşekle birlikte daktilomda gitti.”

Nadire köyünden bir deli gelirdi Sarıvadi’ye. Bir görünür bir yok olurdu. Kızınca başını duvarlara vururdu. Bu delinin sıfır traşlı kafası, kaplumbağanın kemirip çentiklediği karpuz gibi yaralı ve çizik çizikti.

*

Adamın eşini, beş altı ay hiç görmedik. Serik’te öğretmen olan oğlunun yanına gitmiş. Bizim Emmi, ne yer ne içer, ne zaman uyur ne zaman uyanır, ne görürdük ne bilirdik. Bir kedi sessizliğinde dolanırdı evin içinde. Galiba bu adam hiç yemeden içmeden yaşıyor derdiniz.

Bir gün okuldan eve döndüğümüzde arka merdivenden çıkılıp evin kaldığımız bölümüne geçiş sağlayan koridorda görüp tanıdık emminin hanımını. Bizi görünce kendimizi tanıttık. Bizde kim olduğunu öğrendik. İki Çanakkaleli olduğumuzu öğrenince hem sevindi hem ağladı. İki kardaşının Çanakkale savaşlarında kaldığını anlattı. Sonrada, “iki kardaş gitti, iki kardaş geldi” diye özetledi her şeyi.

Hatırlıyorum. Herkes keçilerini kırkmıştı. Bizim emminin keçileri sürünün içinde hippi gibi geziyordu. Bir gün teyzeyle bağlara gittik. Teyze, “ben keçilerin tüylerini kırkayım. Sen tutuver” dedi. Bağa gittik, ben keçileri kırkma işini teyzeye bırakmadım. Keçileri tutup, başlarından bir ağacın üst dalına bağlayıp başlarını kastım, bir güzel kırktım. Tekeyi de süslü bir Amerikan traşı yaptım. On keçiyi kısa sürede hallediverdim. Teyze şaşırdı. Ne bilsin, benim Kaz dağlarında yüz elli keçi güttüğümü. Paris’ten (*Troia kralı Priamos’un oğlu, annesi Hekabe'dir. Kardeşi Hektör’ün intikamını almak için Aşil’i topuğundan okla vurup öldüren çoban) sonra, Kaz dağlarında en iyi keçi çobanın ben olduğumu. Ben çocukluğumdan biliyordum keçi kırkım işlerini. Hepsi bu!

Emmi, Arapça yazar okurdu. Başkasının görmesini istemediği hesapları, Arap rakamlarıyla yazıp dört işlem yapardı.

Fevziye Medreselerinin etkisi Sarıvadi’de ilkokulu bitirmeyen insanların üstünde bile büyük etki etmiş. Çok kişinin kültürü şaşırtacak şekilde mükemmeldi. Eğitim seviyeleri yüksekti.

Emminin ve eşinin akrabaları gelirdi bazen. Konya’dan Ankara’dan. Hepsi çok iyi tavla, bezik gibi oyunlar oynarlardı. Hatırımda kalan dörtlü kurulan oyunlarda, üçlü kurulan şirketlerde yenemedikleri tek kişi, Emine teyzenin abisi emekli öğretmen Osman KOÇAK’tı.(Yanılmış olabilirim. Af’ola) Adam yaşını başını almış halde o eksilmeyen zekasıyla, yeğenlerini kuzenlerini duman ederdi.

O, Osman KOÇAK ki, Ermenek’te efsane bir öğretmenmiş. Şeker çuvalından önlük yapan öğretmen. Şu mercimekçi Prof. Ayşe Baysal’ın öğretmeni. Ayşe Baysal’a, ilkokulda bitlerini ayıkladığı için, “bitli profesör” dermiş hep.

Birde Yalova’da vaizlik yapan Nazım Köksoy vardı. Köye gelince, emminin evinde kalırdı. Nazım Beyin eşi Edremitli bir emekli öğretmendi. Edremit ile Yenice yakın olunca, yöre ağzıyla konuşarak, Nazım beyin eşiyle iyi anlaşmıştık.

*

Sarıvadi’de çok “Ömer” vardı. Hepsi de muhterem ve değerli insanlardı. Yiğit lakabıyla anılırmış. Yağcı Ömer, Hizarcı Ömer, Bayi Ömer... Unuttuklarım olabilir.

*

Okulların açıldığı Eylül ayında, teyze bize elma getirdi. Elinde kırmızı ve beyaz elmalar vardı.

Kırmızı elmaları gösterdi, Bunlar “Stalin” dedi. Beyazları gösterdi, “bunlarda Amerikan Beyazı” dedi. Bir muziplik sardı beni. “Dünya iki zıt fikirle birbirini yerken, bu ayrımcılık elmalara da sirayet etmiş. Hem de, her şeyden uzak, kimsenin varlığından haberdar olmadığı, Anadolu’nun bir garip köyünde.” Diye, geçirdim içimden.

“Komünist elma, emperyalist elma!”

İki ağacın ikisi de aynı bahçede, aynı toprakta. Biri beyaz birisi kırmızı. Allah’ın takdiri işte. Elmaların birbirinden şikâyeti yokta… Biz aralarını bozmuşuz işte. O yıllardaki terör olayları, önüne geçilemez orman yangınları gibi. Elmalar bile birbirine düşman!

*

Emminin eşeğinin uçtuğu yollar genişledi mi? Bilmiyorum.

Ancak; sizlere emmi gibi adamları çok sevdiğimi söyleyebilirim. Ermenek’te bu emmilerden çok var.

Kâtip Emmi Abdullah Soydal ve eşi Emine teyze!

Sizi hatırladım bu gün.

Siz ne güzel insanlardınız!

Allah’ın rahmeti üstünüze olsun.

Sarıvadi’ye de selam olsun.

 

Şuayip Odabaşı

9.03.2019/Kepez/Çanakkale

 



Paylaş | | Yorum Yaz
150 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇOK OLUP ÖLSEM - 22/02/2019
Hazırlasam diyorum çantamı,
EZİNE’NİN ÇOCUKLARINA ÖLÜM BİLE AĞLADI - 10/02/2019
“Ezine’nin çocukları! Artık dönmeyecekler geri. Gözlerimizin yaşını bitiren pişmanlığımız, Af edilmeyecek.
KEŞKE CEP TELEFONU OLSAYDIM - 01/02/2019
"Cep telefonuna biraz laf atayım. Bakalım cepler bana kızacaklar mı?"
ERMENEK'TE ARAPAŞI ÇORBASINI EN İYİ BEN İÇTİM! - 26/01/2019
Şu basın bir acayip!
POŞETLE KARDEŞİM! - 02/01/2019
Poşet, içine her çeşit eşyayı doldurduğumuz naylon torbaların adı. Pazara gittiğimiz zaman. Bir alışveriş, bir poşet. On alışveriş, on poşet. Poşetle kardeşim.
HER ŞEY GEDOLU GALİK! - 27/12/2018
Organik diye yiyip içtiğimiz, Her bir şey sentetik gedolu galik.
ŞİMDİ POŞET PARAYLAYMIŞ! - 18/12/2018
Önce naylona boğulduk. Şimdi poşet paraylaymış. Her yere iyi dağıldık. Şimdi poşet paraylaymış.
YEREL BASIN GERÇEKLERİ YAZABİLİR Mİ? - 10/12/2018
Çanakkale’de bir yerel gazete, “Çanakkale’nin zemini çürüktür. Konut yapacaklar çok iyi zemin etütleri yapmalıdır. Deprem bölgesidir, bina temelleri sağlam olmalıdır” gibi bir haber yaptı.
SON BAHANELER (Mini Orotoryo) - 30/11/2018
Yurtta kalan son ağacı da kaptırdık. Ölçtük kestik biçtik bir çardak yaptırdık.
 Devamı