• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Memleket/128087563946334?fref=ts
  • https://twitter.com/cemal_oral
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 13° 9°

Ahmet Mantaş

Ahmet Mantaş
a_mantas@yahoo.com
EĞİTİMDE VİZYONSUZLUK
08/11/2018

      

            Eğitim camiasının umutla, merakla beklediği ‘’Eğitimde 2023’’ vizyon belgesi açıklandı.

            AKP iktidarının 16 yıllık yönetim sürecinde özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminde, ilk defa bir Milli Eğitim Bakan’ı ile ilgili hevesle yüksek birbeklenti vardı. Bu heves yüksek beklenti içinde olanların kursağında kaldı.

            Eğitim alanında 16 yıllık ciddi bir deformasyon yaşanmıştı.

            Milli Eğitim Bakan’ı Ziya Selçuk’un açıklamasıyla ‘’Yoğun Bakıma’’ girmiş, komalık bir duruma dönüşmüştü.

            Sorunlar çok büyümüştü yani…

            Büyük sorunlar, hele kronikleşmiş ise ciddi çözümler ile ancak aşılabilirdi.

            Ama vizyon belgesinin içeriğine bakılırsa jenerik terimlerin ve 140 sayfalık kalabalık sunumun ‘’Yoğun Bakımdaki’’ komalık olan eğitimin ateşini düşürmeye yetmeyeceği gerçeğidir.

            Öyle anlaşılıyor ki, eğitim de alışagelmiş piyasacılığa açılım modeline devam edileceğidir.

            Ne yazık ki ders kitaplarına yönelik, tek kelime bile edilmemiş bir planlamanın ne talimle ne de terbiye ile ilgili bir derdi de olamaz…

            Halkın en çok tercih ettiği Anadolu Liseleri, bu vizyon belgesinin içeriğine göre MEB tarafından gözden çıkarılmışa benziyor.

            Ortaöğretim kurumlarında okuyan öğrencilerin yarısına yakını bu Anadolu Liselerini tercih ediyor.

            MEB’in bu vizyon belgeleriyle, paralı, piyasacı eğitime en hızlı şekilde devam edeceği kesin…

            Sözleşmeli öğretmenlerin ‘’Vizyon Belgesi’’ ile ilgili yaşadığı hayal kırıklığı çok fazlaydı.

            Sözleşmeli Öğretmenlik uygulaması başlı başına eğitimin en büyük sorunlarından birisidir.

‘’Ücretli Öğretmenlik’’ gibi ‘’Sözleşmeli Öğretmenlik’’ uygulaması da eğitimin özelleştirilip öğretmenlik mesleğinin kazanılmış haklarına yapılan en büyük saldırıdır.

            Sözleşmeli öğretmenlerin sorunları zaten dağ gibi büyümüş, öğretmenlik mesleği içerisinde bu sorunlar bir ‘’Çıbana’’  dönüşmüştür.

            Özellikle aile bütünlüğü gibi temel bir insan hakkından mahrum bırakılmışlardır. Sözleşmeli veya Kadrolu olsun kafasındaki özel sorunlarını aşamayan, mutlu olamayan, aile bütünlüğü dağınık her insan ne iş yaparsa yapsın verimli olamaz ki…

            Öğretmenlik meslek kanunu çıkarılacakmış, gerçekten öğretmenlik meslek kanununa ihtiyaç vardır.

Ancak sözleşmeli öğretmenlik uygulamasını sonlandırmadan, var olan sözleşmeli öğretmenler kadrolu yapılmadan ve tüm özlük hakları verilmeden çıkarılacak olan ‘’Öğretmenlik Meslek Kanunu’’ sadece ‘’Öğretmenlik Mesleğini Sözleşmeli Yapma Kanunu’’ olacaktır.

            Bu kanunla da var olan 657 DMK’ da ki bazı memuriyet hakları da öğretmenlerden alınarak, mesleğin tamamı (sözleşmeli)leşir.

            Bu da sürpriz olmaz…

            Amacım niyet okumak falan değil, 16 yıllık birikmiş, pratik bir samimiyet deneyimi ile niyet- art niyet münazarasında değişen ve değişecek olan hiçbir şeyin öğretmenler lehine olmadığını, sizler de anlayacaksınız.

            Elbette bazı şeyler de köklü değişikliklere gideceklerdir.

            Kadrolu öğretmenlerin 657 DMK güvencesini ortadan kaldıracakları gibi köklü değişiklikler yapacaklardır.

            Öğretmenliğe kabulde pedagojik formasyonu kaldırıyoruz diye açıklanınca bu kararı alkışlayan öğretmenler olduktan sonra, öğretmenlerin ellerinden kazanılmış kanuni haklarını almak ne kadar zordur ki.

            Peki bu kararı alkışlayan öğretmenlerden bir vizyon çıkar mı sizce?

            Pedagojik formasyon eğitiminin MEB tarafından verilmesi demek, Yandaş öğretmen yetiştirme programı demektir.

            Bunu da alkışlayacaklar mı?

            Özel okul teşvikleri daha da arttırılacaktır. Zenginin çocuğu nitelikli diye sınıflandırdıkları okullara, yoksuların çocukları ise niteliksiz okullara gidecekler.

            Mülakatla öğretmen atamalarına ve liyakatsız idareci seçimlerine tam gaz devam edilecektir.

            Atanamayan öğretmen sorunu daha da büyüyecek kronik bir hal alacaktır.

            Okulları faaliyet alanı olarak gören dini vakıf, cemiyet ve derneklerin eğitimde ki yarattıkları deformasyon okul öncesi eğitim kurumlarından başlayarak daha da yoğunlaşıp tüm eğitim alanlarını ve her yerini kapsayıp ders kitaplarından, müfredata, okuldaki etkinliklere kadar müdahale etmek için MEB ile imzalanan protokollerin kapsamını genişletip hatta öğretmen atamalarına bile müdahale edeceklerdir.

            İhtiyaç olmamasına rağmen İmam Hatip, okullarını tekelleştirip tek tip okul modeli diye topluma dayatılacaktır.

Okullar işletme mantığına göre yönetilecek özellikle velilerden okul bütçelerine katkı zorunlu hale getirilecektir.

            Özel sektör mantığı ile öğrenciler portfolyo yöntemiyle işe yarar-yaramaz gibi bir ayrıştırmaya tabii tutularak kimin parası, kiminin de duası alınmaya çalışılacaktır.

            Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ‘’Kimse benden şapkadan tavşan çıkarmamı beklemesin’’ demişti.

            Oysa eğitimde yerel bazlı bazı uygulamalar var ki şapka çıkartılacak cinsten…

            Sadece bir örneği vererek neleri kaçırdığımızı anlatmaya çalışayım.

            Kırklareli’nin Üsküp beldesinde bulunan Üsküp Atatürk Ortaokulu’nda ‘’Güven Kantini’’ uygulaması ile okullarında öğrencilerin kendi kendine satıcının aradan çıkartıldığı hazırlanmış bir alışveriş ortamı yaratılmış.

            Okullarda ki klasik kantin işletmeciliği mantığını ve öğrenci alışkanlıklarını ters düz etmekte ve öğrencilerde olumlu istendik davranış değişikliğini amaçlamaktadır.

            Öğrenciler bu yöntem ile hem kendilerinin hem de okulun güven duygusunu karşılıklı alışveriş yöntemiyle test ederek, yaparak, yaşayarak öğrenmeyi gerçekleştiriyorlar.

            Bu projeyi yapanları yürekten kutlamak gerekiyor.

            Ayrıca bu ve buna benzer göz dolduran uygulamaları tespit edip diğer okullarımızda da yaygınlaştırmak ve  MEB’in böyle başarılı örnekleri okul yaşantısına yerleştirmesi, eğitim için büyük önem taşımaktadır.

            Tavşan zaten şapkadan çıkmış.

 Eğitimi yoğun bakımdan çıkarmanın yolu ‘’Öğretmenliğin antoloji meselesi’’ ile değil , MEB’in varlık gösterememe sorununu aşarak anayasal görevlerini yerine getirmesiyle olur.

                                                                                          



Paylaş | | Yorum Yaz
146 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

EĞİTİMDE MUCİZE YARATMAK - 08/10/2018
Eğitimde kaş yapalım derken, göz çıkarmayı ne kadar çok seviyoruz…
SAYGI VE BİAT - 21/06/2016
Saygı duymak ve biat etmek tutumları
SENDİKAL BEYZADELERİ - 06/06/2016
Sendikal yapılara şöyle bir rakursi yapalım, betimlemeleri kaygısal
SENDİKA // SENDİKA - 23/05/2016
Piyasacı sermayenin ağır saldırıları altında hak gasplarının hemen hemen her gün yaşandığı bir dönemdeyiz.
PARÇALARI BİRLEŞTİRİN - 16/05/2016
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiş fakat halifelik makamı henüz kaldırılmamıştır.
1 MAYIS’TA ALANLARA - 25/04/2016
Örgütlenme modellerine baktığımızda, emek eksenine bağlı olarak sınıf temeline dayalı bir örgütlenmenin varlığından yola çıkarak, emekçileri örgütleyebildiğimizi söyleyemeyiz…
AHLAK ÇOCUKLARI KORUSUN - 13/04/2016
Toplumsal ilişkiler deformasyona uğrayınca iç yapıları nedeniyle tüm kötülükleri birer irin gibi dışa vurmaktadır.
GERİCİLİĞE KARŞI BEN DE VARIM - 25/03/2016
Toplumsal kaygılarımız, günlük yaşamımızın fiili işgaline dayalı olarak gericiliğin bir
YA BAŞKANLIK YA KAOS - 14/03/2016
Mermi manyağına dönüştürüldük, toplum olarak hep beraber resmen “Rus Ruleti” oynuyoruz…
 Devamı
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi9
Bugün Toplam189
Toplam Ziyaret3619363