• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Memleket/128087563946334?fref=ts
  • https://twitter.com/cemal_oral
Hava Durumu
Anlık
Yarın
15° 17° 11°

Çanakkale Tabip Odası Yönetim Kurulu Adına Doç. Dr. Coşkun Bakar “ 188 yıl sonra 14 Mart’ın anlamı ve Tıbbıyilelik” konusunu anlattı. Bakar, “Korkarız ki yakın gelecekte tıp fakülteleri, medreseye çevrilecek ve tıbbın en eski anlayışı olan ........

                                                                                                               

Çanakkale Tabip Odası Yönetim Kurulu Adına Doç.  Dr. Coşkun Bakar “ 188 yıl sonra 14 Mart’ın anlamı ve Tıbbıyilelik” konusunu anlattı. Bakar,  “Korkarız ki yakın gelecekte tıp fakülteleri, medreseye çevrilecek ve tıbbın en eski anlayışı olan dört sıvı teorisine geri dönülecektir.  Sağlık Bakanlığı bu yıl 14 Mart Tıp Haftasını Çanakkale’de ve Savaşın 100. Yıl etkinlikleri kapsamında kutlamaya hazırlanmaktadır” dedi… İşte o anlatım…

 

 

188 YIL SONRA 14 MART’IN ANLAMI VE TIBBİYELİLİK…

 

Tıbhane-i Amire olarak bilinen Tıbbiyenin açılış tarihi olan 14 Mart 1827 bizim için çok anlamlı bir gündür. Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi ve arkadaşları tarafından Tulumbacıbaşı Konağında açılan bu mektep, o ana kadar açılmış olan mekteplerin hepsinden farklıdır.

Çağdaş ve bilimsel eğitimin simgesi olan mektepte, batının aydınlanmacı yönüyle tanışan tıbbiyeliler, tıp doktoru olmanın yanında, toplumun ve ülkelerinin ihtiyacı olan her yerde sorumluluk alabilmişlerdir. Osmanlı’nın son döneminde hasta adamı iyileştirmek için istibdattın karşısında; Çanakkale’de ve diğer tüm cephelerde emperyalizmin karşısında; 1919’da İstanbul’da işgalin karşısında; Sivas’ta mandacılığın karşısında; Ankara’da ise bağımsızlık savaşının yanında durmayı mesleklerinin gereği olarak görmüşlerdir. Cumhuriyet ile birlikte ülkenin kalkınması için ne yapılması gerekiyorsa onu yapmışlardır. Onlar Şanizade Ataullah, Mustafa Behçet Efendiler, İbrahim Temo’lar, Adnan Adıvar’lar, Rıza Nur’lar, Refik Saydam’lar, Hulusi Behçet’ler, Behçet Uz’lar, Nusret Fişek’ler, Türkan Saylan’lar ve adını sayamadığımız yüzlerce tıbbiyelilerdir.

Günümüzde ise neredeyse her ilde bir tıp fakültesi bulunmaktadır. Her ilçede bir hastane ile birden fazla aile hekimi görev yapmaktadır. Yüzyıl öncesinin hastalıkları ise artık kitaplardadır. Ancak yine de anlayış olarak 188 yıl öncesinin gerisinde bulunmaktayız.

Bugün tıbbiye yerine, tıp fakülteleri ve ezber yapan tıp öğrencileri vardır. Bu okullarda hekim değil tıp doktoru yetişmektedir. Bu tıp doktorları sadece ezberledikleri hastalıkları tedavi etmekle görevlidir. Tıbbiyeden nadiren hekim çıkar sözü ise artık çok gerilerde kalmıştır. Toplumsal tıp kavramı ve hastalıkların sosyal nedenleri akademi tarafından bile yok sayılmakta olup artık hastalar müşteri, tıp doktorları ise sistemin kasiyerleridir. Bilim çok uzun zamandır dışarıdan satın alınmaktadır. Üniversiteler sadece meslek okullarıdır. Direniş kelimesi ise 1980 yılından itibaren hafızalardan silinmiştir.

Tüm bu duygular içinde 14 Mart Tıp Bayramı haftasını kutlamaya hazırlanıyoruz. Ortada kutlanacak bir şey olmadığının da farkındayız. Ülkemizde sağlık hizmetleri neredeyse 40 yıldır neoliberal saldırı altındadır. 12 yıldır ise siyasi irade ile uluslararası finans kurumlarının yaptığı güçlü koalisyon ile önemli yol alınmıştır. Sağlık hizmetlerinde nicel birçok gelişmeye yol açan dönüşüm, toplumun ve sağlık çalışanlarının aklını karıştırmayı başarabilmiştir. Sağlıkta Dönüşüm Programı, 2003 yılında sistemi destekleyecek kurum ve insan gücü yaratma hedefi koymuş ve bu konuda da kayda değer yol alabilmiştir. En büyük düşman tıbbiyelilik ruhu dönemde açık bir saldırıya uğramıştır. Günümüzde kurulmaya çalışılan, Sağlık Üniversitesi için Haydarpaşa Kampüs binasının seçilmesi ise çok acı bir ironiden başka bir şey değildir.  

Bugün, niceliksel artışa rağmen sağlık hizmetlerinin sunumundan ve kalitesinden endişeliyiz. Birinci basamak sağlık hizmetleri topluma ve kişiye yönelik olarak bölünerek etkisizleştirilmiştir. Aile sağlığı merkezlerinin çalışma koşulları ile oynanarak sistemin daha da kötüye gitmesine çalışılmaktadır. Performans sistemi hastaneleri, hastaların tedavilerinin arandığı bir ortamdan, hastalıkların satıldığı özel işletmelere dönüştürmüştür. Kâr elde edemeyen tıp doktoruna yeni sistemde yer yoktur. Üniversiteler görevlerini çoktan unutmuş, performans sisteminden fırsat buldukça eğitim ve sadece doçent ya da profesör olmak için yayın yapar duruma gelmiştir. Koruyucu hekimlik hizmetlerinden anlaşılan ise aşı ve sağlıklı yaşam yürüyüşleri yapmaktır. Sağlığa bütüncül bakış ve toplumcu tıp yaklaşımı, tıp doktorlarının çoğu tarafından bilinmemektedir. En kötüsü devlet bilimsel bakış açısını çoktan unutmuş olup, hacamat ve geleneksel inanç tıbbını yasal hale getirmiştir. Korkarız ki yakın gelecekte tıp fakülteleri, medreseye çevrilecek ve tıbbın en eski anlayışı olan dört sıvı teorisine geri dönülecektir. 

Sağlık Bakanlığı bu yıl 14 Mart Tıp Haftasını Çanakkale’de ve Savaşın 100. Yıl etkinlikleri kapsamında kutlamaya hazırlanmaktadır. Yıllardır kronik onlarca sorun yaşayan hekimler ve sağlık çalışanları, 14 Mart haftasını sorunları tartışmak ve kamuoyuna ulaşmak için fırsatı olarak kullanmaktaydı. Sağlık Bakanlığı yetkilileri ise en azından yılda bir gün kamuoyu önünde Ankara Tabip Odası ve Türk Tabipleri Birliği’nin de katıldığı programda, yaşanılanları bir de hekim tarafından dinleme nezaketi göstermekteydi.

Çanakkale Savaşları tarihimizin önemli dönüm noktalarından birisidir. Bu savaşta yüzlerce hekim ve öğrenci gönüllü olarak seve seve can vermeyi bilmiştir. Bu nedenle 100. Yılın değerini çok iyi anlayabiliyoruz. Ancak 14 Mart Tıp Bayramının bu sürece entegre edilmesini anlamsız, siyasetin günlük hesaplarından beslenen popülist bir politika olarak değerlendiriyoruz. Dört gün sonra Deniz Savaşlarının yıl dönümü toplumun tüm kesimleri tarafından anılmaya hazırlanılırken, Tıbbiyenin açılış yıl dönümünün her yıl yapılan formatın dışına çıkılarak, Çanakkale Savaşları ile bir anılmasının, özellikle toplumun hassas olduğu şehitlik vurgusu kullanılarak, sağlık alanında yaşanılan sorunların konuşulmasının engellenmesi çabası olarak değerlendiriyoruz.

Çanakkale Tabip Odası olarak Tıbbiyelilik ruhunun verdiği heyecanla, 14 Mart Tıp Bayramının içinde bulunduğu bu hafta içinde inatla ve ısrarla hem toplumun hem de sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunları, bulduğumuz her ortamda dile getirmeye devam edeceğiz. Hazırladığımız “İnsancıl Sağlık Programı” kapsamında bir hafta boyunca ve daha sonra sağlık ve insana dair her konuyu konuşmaya çalışacağız. Tıpkı Mustafa Behçet Efendi ve arkadaşlarının yarattığı, bilimsel, çağdaş, özgür ve direnmesini bilen tıbbiyelilik ruhu ile…

 

 

 



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   593 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın