• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Memleket/128087563946334?fref=ts
  • https://twitter.com/cemal_oral
Hava Durumu
Anlık
Yarın
15° 17° 11°

CHP Çanakkale Milletvekili Aday Adayı Tuygan Çalıkoğlu, “Kadını toplumsal cinsiyet bağlamında yaşadığı eşitsizlikler onun yaşama hakkını bile kullanmasını engellemekte. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğin temelinde ekonomik, sosyal ve kültürel.....

     CHP Çanakkale Milletvekili Aday Adayı Tuygan Çalıkoğlu, “Kadını toplumsal cinsiyet bağlamında yaşadığı eşitsizlikler onun yaşama hakkını bile kullanmasını engellemekte.  Toplumsal cinsiyet  eşitsizliğin temelinde ekonomik, sosyal ve kültürel nedenler var; giderilmesi, üretim tarzındaki değişime, kadının ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamda yer almasına bağlı” dedi.

 

Kadınların 1934'den itibaren, yönetimlerde yer almasını sağlayan siyasal hakları da var.

CHP Çanakkale Milletvekili Aday Adayı Tuygan Çalıkoğlu, “Birleşmiş Milletler 'in uluslararası gün olarak tanımladığı "Kadınlar Günü"nün neredeyse 100 yıllık bir geçmişi var. Kadının siyasal ve sosyal bilincinin geliştirilmesini amaçlıyor ve  Türkiye'de de 1975'den beri, yani 40 yıldır yaygın olarak kutlanıyor . 1926 yılında yürürlüğe giren "Medeni Kanun"a bakarsak kadın ve erkek sosyal ve ekonomik olarak eşit haklara sahip. Yasalara göre kadın; gerek sosyal, gerekse ekonomik yaşamda boy gösterebilir, istediği işi yapabilir. Kadınların 1934'den itibaren, yönetimlerde yer almasını sağlayan siyasal hakları da var.Peki bu yasal düzenlemelere ve geçen bunca zamana karşın, kadının siyasal, sosyal ve ekonomik yaşamda yeri ne denli değişti? Kadın ve erkek toplumda eşit kabul ediliyor mu? Kadınlar bu yasal haklarını kullanabiliyorlar mı? Toplum hedeflediği bu uygarlık düzeyine ulaşabildi mi?” dedi.

Şiddete uğrayan yine 3 kadından 1'i yaşamına son vermeyi düşündüğünü söylüyor

Araştırmalara bakılması gerektiğini ifade eden Çalıkoğlu, “Emniyet Genel Müdürlüğü'nün ürkütücü sonuçlar ortaya koyan çalışmasına bakalım; 2013 yılında şiddet gördüğü için polise başvuran kadın sayısı 83 bin; bu sayı 2014'de yüzde 42 artış ile 118 bini geçmiş durumda. Geçtiğimiz yıl haklarında koruma kararı verilen kadın sayısı 77 binin üzerinde.  Kimlik değiştiren 125, yakın koruma altına alınan 38 kadın var. Aynı dönemde öldürülen kadın sayısı da 237'den,  294'e yükselmiş durumda. Duygusal şiddete uğrayan kadınlar yüzde 54, fiziksel şiddete uğrayanlar yüzde 43, cinsel şiddete uğrayanlar ise yüze 16. Aile ve Sosyal Politikalar  Bakanlığı'nın araştırmasına göre, yaklaşık her 3 kadından 1'i  "erkeklerin ev işi yapmaması gerektiğini", "kadının cinselliği reddetme hakkının olmadığını", "kadının parayı nasıl harcayacağına kendisinin karar veremeyeceğini" söylüyor. Daha vahimi kadınların yaklaşık yarısı "kadının eşiyle tartışmaması gerektiğini" ve "erkeğin kadından sorumlu olduğunu" dile getiriyor. Boşanma nedenleri arasında "şiddet" çok yüksek orana sahip. Şiddete uğrayan yine 3 kadından 1'i yaşamına son vermeyi düşündüğünü söylüyor.Uzmanlar kadınların artık eskisi kadar şiddete katlanamadığını söylüyorlar, ancak şiddete uğrayan kadınları korumaya yönelik yasalar, şiddeti çözmekten çok uzak. Şiddet uygulayan kişinin tedaviye alınması şart. Araştırma bize kadının eşit birey olarak kurduğu ve güvenli bir yer olması gereken ailenin, ne denli tehlikeli bir yere dönüştüğünü gösteriyor. Bütün bu gerçeklere karşın, hala kadına saldıranlara karşı "iyi hal özelliği" yapılabiliyor, AKP ve Yargıtay Başkanı adalet sistemini düzeltmek yerine, ilkel bir anlayışla, idam ya da hadım cezalarını önerebiliyor” şeklinde konuştu.

Halen TBMM'de 78 kadın milletvekili var ve temsil oranı yüzde 14.

CHP Çanakkale Milletvekili Aday Adayı Tuygan Çalıkoğlu  şöyle konuştu: “Toplumsal yapının temeli diyebileceğimiz ekonomi çalışma çağındaki kadın nüfusun sadece yüzde 26'sına iş veriyor. TUİK verilerine göre, kentlerde yaşayan her 5 kadından 1'i işsiz. AKP'li bakan "kadınlar iş aradığı için işsizlik artıyor" diyerek resmen kadınlara iş vermeyin demeğe getiriyor. Kadının sosyal ve ekonomik alanda boy göstermesi çoğunlukla erkeğin iradesine, onun onayına bağlı. Siyasal hakların kullanımı açısından bakarsak; kadınların kendilerine 80 yıl önce verilen milletvekili seçme ve seçilme hakkını erkeklerle eşit şekilde  kullandıklarını söylememiz zor. Halen TBMM'de 78 kadın milletvekili var ve temsil oranı yüzde 14. Sonuç olarak, dünyada kadın olmak zor, ancak Türkiye'de daha zor. Evde, sokakta, Doğu'da ya da Batı'da, başı açık ya da kapalı kadın olmak zor, eş olmak, anne olmak zor, "erkek işi" olarak kabul edilen siyaset yapmak hepsinden zor. Bu sonuçlar erkek egemenliğine dayalı ataerkil sosyal yapımızdan kaynaklanıyor. Bu yapı erkek üstünlüğü düşüncesine dayanıyor;  soy erkekler tarafından belirleniyor ve çocuklar babanın soyadını alıyorlar. Böyle bir toplumsal yapıda erkeklere saygı yüksek; kültür, gelenek erkek üstünlüğü temelinde şekilleniyor. Evlilik sonrası çiftler, erkeğin akrabaları yanına yerleşiyorlar. Bunlar bizim toplumuzda yaygın görülen, büyük bir çoğunluk tarafından kabul gören değerler. Türkiye'nin genelde erkek egemen toplum özelliklerini yansıttığını söyleyebiliriz. Yasal düzenlemelere karşın, fiili olarak kadın ile erkeğin eşit kabul edilmediği gerçek. Ataerkillik maço kültürünün de yaratıcısı. Yani erkeğin toplumsal ve cinsel açıdan kadından üstün olduğu, bu nedenle de onu kadının efendisi sıfatıyla ayrıcalıkları olması gerektiğini ileri süren anlayış. Birey bu özellikleri çevresinden alıyor, "toplumsal cinsiyet"in belirleyici özelliği var. Anne karnında oluşan biyolojik cinsiyetin ötesinde, doğduktan sonra insanın yaşadığı toplumda kazandığı roller ve sorumlulukları ifade eden toplumsal cinsiyet, kızlara ve erkeklere "ne yapması, nasıl olması" gerektiğini öğretiyor”

Pek çok okumuş kadının bile evlilik sonrası diplomasını yaşam boyu kullanmadığını görüyoruz.

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre sağlık salt hastalık ya da sakatlıkla ilişkili bir kavram olmadığını söyleyen Çalıkoğlu “Kişinin sağlıklı olabilmesi için bedensel, ruhsal ve sosyal yönden iyi olması gerekli. Toplumsal cinsiyet, biyolojik farklılıklardan dolayı değil, kadın ve erkek olarak toplumun  bizi nasıl gördüğü, nasıl algıladığı, nasıl düşündüğü ve nasıl davranmamızı beklediği ile ilgili bir kavram. Bütün bunlar bize toplumsal cinsiyet eşitliğinin ne denli önemli olduğunu gösteriyor. Fırsatları kullanmada, kaynakların ayrılmasında ve hizmetlerin elde edilmesinde bireyin ayrımcılığa uğramamsı için toplumsal cinsiyet eşitliği şart. Kadını toplumsal cinsiyet bağlamında yaşadığı eşitsizlikler onun yaşama hakkını bile kullanmasını engellemekte.  Toplumsal cinsiyet  eşitsizliğin temelinde ekonomik, sosyal ve kültürel nedenler var; giderilmesi, üretim tarzındaki değişime, kadının ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamda yer almasına bağlı. Bu arada, kadınlar geleneksel rollerini sorgulamak zorundalar; yasalar değişse de, devletin açıkça desteklediği şekilde ikincil konumdalar. Çoğunlukla da bu ikincil konumlarını korumaktan yana bir tavır alıyorlar. Pek çok okumuş kadının bile evlilik sonrası diplomasını yaşam boyu kullanmadığını görüyoruz. Oysa insanın, özellikle eğitim almış insanın zamanını hiçbir şey üretmeden, topluma hiçbir katkı sağlamadan, yalnızca tüketerek geçirmeye hakkı yok. Bu şekilde mutlu olması da mümkün değil. Yaşamına anlam katması kendi bireyselliğini yaşamasına, yani farklılığını ortaya koymasına bağlı” dedi.



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   643 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın