• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Memleket/128087563946334?fref=ts
  • https://twitter.com/cemal_oral

Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 14° 7°

www.emek17.blogspot.com yazarı gazeteci Sermet Atadinç, siyasetçilerin sözleri üzerine kaleme aldığı yazısında AKP Çanakkale Belediye Başkan Adayı Ayhan Gider’in sözü üzerinden yorum yapıp finalde bakın ne dedi?

 

Siyasetin kafası …

Siyasetçiler öyle sözler söylüyorlar ki; insan ister istemez soruyor, akıl mantık bunun neresinde diye. Çanakkale AKP Belediye Başkan Adayı Ayhan Gider, “belediye başkanlığını kazanacağıma inanmasam aday olur muydum”demiş!

Nereden başlasam ki;1 Nisan şakası mı desem, ağam bizimle dalga mı geçiyor desem, ne desem bilemiyorum. Ayhan Gider’in belediye başkanlığı adaylığı noktasında bir talebi olmamıştır. Yukardan karar vericinin iradesiyle belirlenmiş ve aday yapılmıştır. Gelin şimdi Gider’in ‘belediye başkanlığını kazanacağıma inanmasam aday olur muydum’ sözlerini bir yere oturtun. Aday adaylığı konusunda iradesi olmayan bir kişinin seçileceğine inanmasının inandırıcılığı yoktur.Bunu AKP’de 31 Martta görecektir, gün geldiğinde Gider’in bu sözü sadece 1 Nisan şakası olarak anlamlanacaktır.  Siyasetin kafasını anlayabilmek için  örneklere devam edelim. Meclis başkanı AKP İstanbul Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım Anayasanın açık hükmüne rağmen meclis başkanlığından istifa etmeyince “seçim siyasi bir faaliyet değildir”deyip geçivermiş. Songünlerde dikkatlerimize takılan diğer bir sözde CHP İstanbul Belediye Başkanı Adayının AKP Genel Başkanıve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan Cumhurbaşkanı kimliğini baz alarak oy istemesidir. Bugüne kadar tek adam rejimi olarak eleştirilen temel argümanın bu şekilde yok sayılmasının örneği olacak bu söz CHP içerisinde yeni tartışmalara neden olacaktır.

Tabi tüm bu örneklerin dayandığı bir temel vardır. Burjuva siyaset kendi doğruları için her zaman gerçekleri çarpıtır, popülizm takiye tarzı girişimlerle desteklenen dediğim dedik, dediğim doğrudur algısını yaratmak işte böyle olmaktadır.Bu bağlamda daha üst düzeyden sürdürülen bazı uygulamalar vardır ki,kapitalist toplumlarda siyasete yön verenlerin aslında ne kadar kağıttan kaplan olduklarının örneğidir. Yüksek Seçim Kurulu 31 Mart yerel seçimlerine Emek Partisi (EMEP) ve Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) gibi emekten ,demokrasi  özgürlük, barış, eşitlik, adaletve insanca bir yaşamdan yana  partilerin katılamayacağını açıkladı.

Bu partilerin nicel anlamda ciddi bir güçleri olmamasına rağmen savundukları gerçeklerin, içinde bulunduğumuz koşullarda çok ciddi bir karşılığı vardır.Bu partileri devre dışı bırakarak onların seslerinin halka, emekçilere ulaşmasını engellemek sistemsel bir gerçekliktir. Ülkemizin temel sorunu olan yoksulluğa eşitsizliğe, adaletsizliğe, anti demokratik uygulamalara karşı alternatif olacak bir siyasetin sesini kesmek çok önemlidir. Çünkü bu temelde sürdürülecek bir propagandanın ciddi bir karşılığı olacaktır. Bu riski gören mevcut sistem kendisini korumanın yöntemlerinden birini de bu şekilde oluşturmaktadır. Özetle yukarıda belirtiğim hiçbir mantığı olmayan bazı söylevlerle sürdürülen siyaset, mevcut sistemi idame ettirebilmek adına her türlü girişimde bulunmaktadır. Hele birde can simidi rolü üstlenen sözde muhalif güçler var olursa değmeyin sermayenin keyfine…Peki CHP bu gerçeğin neresinde konumlanmaktadır? Şimdilik mevcut sistemi sürdürmeye çalışan sağ ideolojilerden rol ve aday çalmakla meşgul olunmakta, düzen partileriyle ilkesiz ittifaklar peşinde koşmakta, sol güçlerle bir arada olmaktan özenle kaçınılmaktadır.



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   
296 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın